20 Ekim 2010 Çarşamba

İlk Emir: Oku!

Birçokları birinci sınıf öğretmenliğinin çok zor olduğuna inanır. Üç yıldır sürekli birleri okutan bir öğretmen olarak sizi temin ederim, uygun şartlar oluştuğunda her şey o kadar keyifli oluyor ki zorluktan eser kalmıyor. Yine de bu okur-yazar olmanın kıymetini düşürmez. Nitekim Hz Ali’nin sözünü siz de biliyorsunuzdur: “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum!” Hz Ali gibi bir insanın, böyle bir cümleyi kurması ve insana bilinmeyenleri bilme fırsatını veren birine köle olmayı göze alması okumanın ne derece mühim olduğunu ispatlıyor sanırım.
Başta da söylediğim gibi okuma-yazma öğrenmek aslında zor değildir. Normal bir zekâdaki herkes, vakti geldiğinde ve şartlar oluştuğunda zorlanmadan okumayı-yazmayı öğrenir. Asıl zor olan, okuma alışkanlığı edinmektir! Bunu başarabilen toplumların yükseldiğini, yükselen toplumları şöyle azıcık incelediğinizde fark edeceksiniz. Çünkü dünyadaki bütün güzel işler, okuyan adamların kafasından çıkar. Bu güzel adamlar da okuyan toplumlarda çokça görülür…
Okumanın, okuma alışkanlığı edinmenin faydalarını en cahil insana bile sorsanız, size hatrı sayılır bir fayda listesi çıkarabilir. Ama biz bu alışkanlığı edinmemek için bahaneler türetip duruyoruz. Evvelâ işler çok yoğundur. Ne iş yaparsak yapalım, bu bahane hepimizin favorisidir. İş biter, eş başlar… O biter dizi başlar… Ve maalesef gün 24 saattir! En aylağımız bile okumaya gelince devlet başkanı kadar yoğun oluyoruz. Anlayacağınız vakit yok. Çünkü okuma alışkanlığımız yok! Onun yerine okumamak için bahane bulma alışkanlığımız (daha doğrusu yeteneğimiz) var.
Güya yoğun olduğumuz için okumuyoruz, değil mi? Peki sorarım size, biz Mustafa Kemal’den daha mı yoğunuz? Yoksa o kanlı savaş yıllarında bile onun kitap okuduğunu bilmiyor muyuz? Sadece o mu? Nice devlet adamları, yöneticiler, büyük adamlar… Tarihe damga vuran insanlar hep okuyan insanlardan çıkmıştır. Bu arada okuma alışkanlığı olan adamları sayarken yazarları hiç katmadım. Çünkü onlar doğal okurdurlar, doğal okur olmak zorundadırlar! İmam namazı doğru kıldırmalı, değil mi?
Her şey bir yana da bizlerin okumama gibi bir lüksümüz dinen de yok! Evet… Nitekim Allah’ın bize yol göstermek için indirdiği kitabın ilk emri çok manidardır: Oku! Kur’an-ı Kerim’in her sözcüğünde binlerce anlam gizli olduğunu, farklı farklı yorumlar yapılageldiğini biliyoruz. Hatta o kadar farklı bakış açıları mevcut ki ayetlerin, surelerin dizilişlerinden bile anlam çıkarıp dünyaya, âleme anlam vermeye çalışanlar var. Hâl böyle olunca, ben de ilk emri duyunca aklıma ilk gelenin çok da yanlış olmadığına inanıyorum. Ve Allah’ın da bize okumayı emrettiğini düşünüyorum! Düşüncemi kabul edecek olursak, bizim okumamak için hiçbir bahanemiz kalmadığı gibi hem madden hem de manen okuma zorunluluğumuz ortaya çıkıyor.
Ne açıdan bakarsak bakalım, okumamızın hayati bir mesele olduğunu biliyoruz hepimiz. Ama icraata gelince tembellik ediyoruz. Çünkü okuma alışkanlığı edinmek, okuma öğrenmekten çok daha zordur. Bu konuda başarılı olmamız için evvelâ öğretmenlerimiz bu gerekliliğe inanmalı ve teşvik ettikleri şeyi aynı zaman da yaparak model olmalıdırlar. Aynı şekilde aileler de çocuklarına okumayı öğütlemekle kalmaktan öteye geçmelidir. Biliyorum çok ütopik gelecek ama okuma alışkanlığı edinmek için her akşam bir kerecik de olsa televizyonlar kapatılmalıdır. Çöpçüsünden üst düzey yetkilisine kadar bütün herkes uygulamaya geçmeli. Aksi takdirde çocuklarımız okumanın önemine ve gerektiğine inanacak hatta kendi çocuklarına da okumayı telkin edecek ama asla okumayacak!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yön tuşlarını kullanarak sayfalar arası geçiş yapabilirsiniz!

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...