
Ataerkil toplumların hemen hepsindekadınlara dünyayı dar eden uygulamalar vardır. Bu uygulamaların çoğunun kadını ve aileyi koruma bahanesiyle icat edilmesi ise ayrıca ilginçtir. İşin daha ilginciyse bir süre sonra bu uygulamaların mağdurları olan kadınların bütün bu uygulamaların esaslı birer savunucusu olmaları!
Tarihi olaylar değerlendirilirken devrin gereklerinin göz ardı eilmemesi gerekir. Gerçekten bu günden yola çıkarak dünü yargılamak kesinlikle yanlıştır. Fakat dün yapılan yanlışları, sırf geçmişten bu güne yapılageldiği için devam ettirmek de yanlıştır! Söz gelimi eski zamanlardalevirat diye bir sistem vardı ki ölen abinin ya da kardeşin eşiyle evlenmeyi ön görüyordu. Amaç elbette aileyi korumaktı. Sonraları terk edildi. Yine kadını korumak amacıyla başvurulan çok eşlilik İslâmla birlikte de devam etti. Fakat aklı selim olanlar İslâmda tek eşliliğin özendirilmeye çalışıldığını her daim idrak edegeldi. Bakmayın siz Batılıların gayrı meşru ilişkilerini örnek gösterip çok eşliliği özendirme gayretinde olan hatta kocalarına arkadaş arayan üreme meraklısı Müslümânlara!
Kadın ve erkeklerin üstünlükleri ve zaafları farklı farklı da olsa eşit haklara sahiptirler, olmalıdırlar. Bunun aksini savunan çok az kişi vardır. Fakat eşitliğe inandığı hâlde günlük hayatta kadına eşit olma fırsatı tanımayan epey kalabalık bir güruh vardır. Daha vahimiyse durumun farkında bile değillerdir. Gerçekten durumun farkında olsalardı çok ama çok basit bir hak olan "yaşama hakkı"nın bile çoğu kez kadına çok görüldüğü gerçeği karşısında bu kadar çaresiz olmazdık!
Medyamızda kadınların maruz kaldığı bir sürü zulüm haberi kendine yer buluyor. İş hayatında başarılı olmak için erkeklerden daha fazla çalışan ve çoğu kez mobbinge maruz kalan kadınlar, dövülen eşler, bıçaklanan eski eşler, sudan sebeplerle baskı gören genç kızlar, bizzat akrabaları tarafından tecavüze uğrayan ve bu yüzden bizzat akrabalarınca cezalandırılan kızlar, kumalar veçocuk gelinler...
Bütün bunlarda, bunları normal görenler kadar normal görmediğini iddia eden ama bütün bu olanlarda içten içe mağdurları suçlu görenlerin de payı var! "Kadın erkek eşit elbette ama bu iş erkek işi!", "Koca dediğin döver de sever de!", "Niye başka kıza değil de o kıza tevavüz etmişler?", "Kız kuyruk sallamasa..." ... Bu cümleler işte o kişilere ait! Sözde eşitliği savunanlara!
Birkaç gündür çocuk gelinler ve kumalarla ilgili haber görüyorum her yerde. Özellikle çocuk gelin olayına değinmek istiyorum. Bunu aklım almıyor. Zihnimde hiçbir mantığa büründürmeye yer yok bu konuda! Hiçbir hayır göremiyorum bu işte! Eminim ki birçoğunuz benimle aynı durumdasınız. Ve gene eminim ki bu durumu sapıklık olarak algılıyor ve bu iğrenç uygulamaya en ufak bir katkısı olan herkesi sapık olarak görüyorsunuz... O çocukların hayallerini çalan, dünyalarını mahvedenlere lanetler yağdırıyorsunuz! Fakat o kadar! Elimizden başka bir şey gelmiyor, maalesef!
Öteden beri ülkemizde var olan bu çirkinlikler, çocuk gelinlik-kumalık, Suriyeli göçmenler geldikten sonra ayyuka çıktı. Fırsatçı vatandaşlarımız "mal bulmuş Mağribi" gibi savaştan kaçan insanların kızlarına musallat oluyor, onların zor durumundan istifade ederek para veya kira karşılığında evlilikler yapıyorlar. Evlilik demek aslında yanlış. Gerçekten çoğu zaman evliliğin gereği olan ritüellerin nerdeyse hiçbiri yerine getirilmiyor! Dahası alınan kızlar bir yuvaya gelin olmaya değil evli bir adamın zevk kölesi olmaya gidiyor. En şanslı olanı ölümüne ev işi yapacağı bir eve kumalığa gidiyor. İşin en kötü yanı ise erkeklerin kadınlara layık gördüğü bu zulmü kadınların da onaylaması... Hakikaten bu tarz evlilikleri kadınlar dâhi Allah'ın bir lütfu olarak algılıyor.
Kadınının yaşamasına izin veren ülkeler, birçok meseleyi aşmıştır. O ülkeler de kadınla ilgili sorunlar yaşamaktadır. Ancak o ülkeleri, kadına şiddeti sadece dayak olarak gören ülkelerle kıyaslayamayız. Hele de kadına şiddeti dayaktan ibaret sanan ülkelerde gerçekte töre cinayeti, kumalık, çocuk gelinler kol geziyorsa..
Gelinen noktada işi kadere bırakacak, kadınların uyanmasını ve kendi haklarını topyekûn savunmasını bekleyecek vakit yoktur. Her şeyi devletten beklemek ya da birey olarak uçlardakilere beddua etmekten başka şeyler de yapmalıyız. Bu amaçla sorgulamaya başlayabiliriz! Kendi hayatımızdaki kadınlara, anne-eş-kız-arkadaş-sevgili, yönelik tavırlarımızı tekrar tekrar sorgulamalıyız! En ufak bir yanlışın altını çizmeli ve bunu bir daha tekrar etmemeliyiz. İşte o vakit yer yüzünün en gelişmiş sistemi olan devlet, bireylerin elinden gelmeyenleri kendiliğinden ve ivedi olarak üstlenecektir. Bu uygulamaların kökünü kazımak için her tür yaptırıma başvuracak ve zulme uğraması muhtemel her kadına güzel bir gelecek sağlamak için bütün imkânları zorlayacaktır. Bütün bunlar yapılmazsa her yıl onlarca kızın hayatı mahvolurken biz beyhude beddualarımızı semaya yollamaya devam ederiz!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder