3 Temmuz 2014 Perşembe

Hoca Kısmının Maaşı (!) ;)

Hoca kısmının maaşı (!) ;)

Ramazan Ayı'nın kendine özgü adetleri vardır. Bunların bir kısmı en başından beri vardır ve olmazsa olmazdır. Bir kısmı ise sonradan eklenen adetlerdir. Sonradan eklenenler kültürden kültüre değişkenlik gösterebilmektedir. Mahyalar, Hacivat ile Karagöz, Ramazan Çadırları vb. bizim kültürümüzde yer alan adetler olsa gerek...
Son yıllarda ise her kurum kendilerince Ramazan'a özel adetler oluşturmaktalar... Gerçekten artık bankalar Ramazan'a özelkrediler sunuyor. Yine aynı şekilde en alakasız TV bile Ramazan'a özelprogramlar yapıyor... En "gâvur"belediyelerimiz bile iftar sofraları kuruyor... ;) İrili ufaklı bütün mağazalarda indirimler oluyor. Hani deyim yerindeyse Ramazan'da kampanya yapmayan esnafı dövüyorlar artık! ;) İşin şakası bir tarafa bütün bunlar sözsüz bir anlaşmanın gereğiymişçesine uygulanıyor...
Her ne kadar çoğu zaman "zalım" kapitalizmin dinimizin şartlarından biri olan "oruç tutmak"ı da kendi emellerine alet etmesi zorumuza gitse de... Biz de çoğu zaman bu uygulamalardan yararlanıyor hatta bu uygulamaları yapmayanları ayıplıyoruz... Bütün bunlar olurken ipler iyice kapitalizmin eline geçiyor ve biz eğrilerle doğruları karıştırıyoruz... "Yanlış" olanları görmediğimiz gibi aynı "yanlış" bir anda "doğru" olabiliyor! Gerçek "doğru"yu ise arayan bile olmuyor! Sonuçta Ramazan'da olduğumuzu unutuyor, âdeta Ramazan'ın ruhuna fatiha okuyoruz, hep beraber!
Ramazan'a özel program yapmak artık TV'ler için bir Ramazan adeti. Ve bu programlar içindeNihat Hatipoğlu'nun sundukları ayrı bir yere sahip! Katılmayanlar olabilir tabii... ;) Kendisinin dini bilgisi ne kadar yeterlidir, bilemem. Bildiklerini kendi hayatında ne kadar uyguluyor, onu da bilemem. Hizmeti karışılığında bir ücret alıyor mudur, alıyorsa ne kadar alıyordur; bunu da bilemem ama herkes gibi yorum yapabilirim! ;) Gördüğünüz üzere konu üzerinde çok bilgi sahibi değilim. Ama memleketin bütün meseleleri hallolmuşçasına onun aldığı maaşa takılmanın doğru olmadığını çok iyi biliyorum!
Öncelikle şunu belirteyim, İslâm alimleri ne der bilmiyorum ama bence alimlerin verdikleri hizmet karşılığında ücret almalarında bir sakınca yok. Sonuçta adamların tek sermayesi ilimleri. Üstelik adamlar alim, peygamber değil! Eğer hayatlarını devam ettirmek için ilimlerini değerlendirmeleri yanlışsa imamları ne yapacağız? ;) Peki ne kadar kazanabilirler, ne kadara kadarı makuldur?Futbolcuların, sanatçıların milyonlar kazandığı bir dünyada ilme paha biçilemez bence... Sizce? ;)
Nihat Hatipoğlu, basında bahsedildiği kadar çok para kazanmadığını avukatı aracılığıyla açıkladı. Ancak keşke basına yansıyandan daha çok para kazansaydı! Gerçekten ilmin bu kadar değerli olmasının neresi kötü olabilir ki? ;) Şimdi birileri "Din simsarlığı yapılması doğru değil!" falan diyecektir... Onlara naçizane önerim: Önce kendi hayatımızda herhangi bir şeyin simsarlığını yapmadığımızdan emin olalım. Sonra konuşalım, bence. Öyle ya "İğneyi kendinize, çuvaldızı başkasına batırın!" diye dememişler boşuna! ;)
İşin aslı sorun hocanın aldığı paranın miktarı falan değil. Sorun, biziz. Hocayı kıskanıyoruz. Ama kazancından ziyade ilmini kıskanıyoruz. İlminin karşılığını alabilmesini kıskanıyoruz... Doğruyu söyleyerek de yaşayabilmesini kıskanıyoruz... Biz dünyanın "yanlış"larına o kadar alışmışız ki "doğru"yu söyleyebilenlere bu dünyada güzellikleri layık göremiyoruz... Onların hakkı ancak öbür dünyada verilebilir diye düşünüyoruz. Hem bu dünyada hem öbür dünyada ödüllendirilmelerini kaldıramıyoruz... İşte en çok da bunu kıskanıyoruz! ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yön tuşlarını kullanarak sayfalar arası geçiş yapabilirsiniz!

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...