13 Kasım 2015 Cuma

Atatürk, Akitgiller ve Diğerleri




Hafta başında 10 Kasım ile ilgili bir yazı yazarak ulu önderi anmak niyetindeydim. Onu gerçekten anlayan, anlamaya çalışan, herkes gibi arkasından güzel şeyler söylemekti hedefim. Zaten ölünün arkasından kötü söz söylenmez ki bizde, değil mi? Gerçekten o, öyle büyük bir lider ki ne onu puta taparcasına sevenler ne de varlığını ona borçlu olduğu hâlde ona sövenler ona ve bıraktığı değerlere zarar verebiliyor...

Yazıyı kafamda şekillendirmeye çalışırken bir yandan da "Acaba bu yıl bir densizlik yapan olacak mı?" diye düşünüyordum. Gerçekten her sene ya ona tapan biri çıkıp acayip şeyler söyleyerek maksadını aşıyor yahut kendine dahi hayrı olmayan nankör birileri çıkıp ona dil uzatıyor... Aslında iki zıt kutupta yer alan bu tarz insanlar, fayda bakımından farksızlar... Yani faydasızlar... Nefreti körükleyip, toplumu ayrıştırıyorlar... Savundukları fikirlerden tiksindiriyorlar...

Birkaç yıldır gözlemlediğim bir şey var... Mustafa Kemal Atatürk'ü anma etkinlikleri sözde onu en çok sevenlerce haftalar öncesinden başlatılıyor... Gerçekten 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'ndan önce onun yokluğuna vurgular yapılarak bayram âdeta sönük bir havada geçiriliyor... İnsanlar haftalar öncesinden yas havasına sokuluyor... Gerek sanal alemde gerek gerçek hayatta bizzat belediyelerce paylaşımlar, bildiriler, afişler, toplantılar ve etkinlikler aracılığıyla yapılıyor bu... Ya gerçekten onu çok özlüyoruz ya da gerçekten onu sömürüyoruz... Yoksa onun bıraktığı en büyük değer olan Cumhuriyeti gölgelemezdik! 

İnançlarını hiçe sayarak ona tapanların onu sömürmesini görünce aklıma şu ilginç anektod gelir hep. Ve onu daha çok özlerim... 
“Vaktiyle Atatürk’ün yanında hizmet etmiş sivil polislerden biri anlatmıştı: Bir gün Atatürk yine o meşhur âlemlerinden birini yaşıyor, yaşatıyordu. Salona büyük bir masa kurulmuştu. Ata hem içiyor, hem konuşuyordu. Bir aralık durdu, etrafındakilere: 
'Söyleyin bakalım, bu millet ben öldükten sonra hakkımda ne diyecek?' diye sormuş.
Hâzirûn sıra ile sorguya çekildi. Kimi münci, kimi dahî, kimi bu milleti ve bu vatanı yoktan var eden insan demişler. Hatta, Allah’a, peygambere kadar yol alanlar olmuş. Atatürk gülmüş:
‘Hayır, hiçbiriniz bilemediniz. Bakın ne diyecek bu millet benim hakkımda: Bu adamın etrafını böyle pu..t pe…k takımı sarmasaydı memlekete daha çok hizmetler yapacaktı.’ 
Atatürk’ün bu sözü üzerine etraftan öylesine bir alkış kopmuş ki Ata, bir gülmüş ki kadehini fırlatıvermiş?” (Temellerin Duruşması/Ahmet Kabaklı)
Geçmiş yıllarda Mustafa Kemal'e birçok saygısızlık yapılmıştı. Hâlâ yapılıyor. Ve bu saygısızlıkların sonu hiç de gelmeyecek, maalesef! Ancak bu yıl epey ileri gidildi. Ve Akit TV densizliğin büyüğünü yaptı. 10 Kasım için yaptığı haberde "Zulüm, 1938'de son buldu." dedi. İnsanlar sosyal paylaşım sitelerinde tepkilerini gösterdiler. RTÜK'e şikayetler yağdı. Tam anlamıyla kıyamet koptu. Nasıl kopmasın ki?

Hırsızlardan, katillerden, gözü dönmüş sapıklardan, teröristlerden, eli kanlı diktatörlerden, katil devletlerden bahsederken bile daha ölçülü bir dil kullanmaya gayret eden bir medya organı, Mustafa Kemal Atatürk'e bunu reva görüyordu... Kahvehane ortamında bile söylenmeyecek bir sözü televizyondan yayımlamak... İnsanı aklı almıyor gerçekten.... Bunun neresi basın özgürlüğü? 

Velev ki söz konusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmasın. Velev ki çok daha mütevazi bir şahsiyet olsun... Memlekete daha az hizmet eden biri olsun... Hatta hiç hizmet etmeyen biri olsun... Hatta zaman zaman zararı dokunan biri olsun... Bir insana inandığımız dinin hiçbir değeriyle bağdaşmayan bir söylemle saldırmanın kime ne yararı olabilir Allah aşkına? Zulüm diyorsunuz ya... Nefretten medet umarak toplumun canını acıtmak asıl zulüm değil mi? 

Neyse ki millet böylelerine prim vermiyor... Neyse ki millet bir insanı eğrisiyle doğrusuyla sevmeyi biliyor. Neyse ki millet kıymet biliyor! Neyse ki insanlar ona sövenler ile onu sömürenlerin derdinin ne olduğunu biliyor! Tabii şimdi bu dediklerime inanmayıp halkı aşağılama pahasına "Milletin hiçbir şey bildiği yok!" diyenler olacaktır... ;) Lâkin bu tespit doğru olsaydı... Tam 77 yıl sonra 10 Kasım'da sirenler onun için çaldığında milyonlar, hiçbir zorlama olmadan tamamı ile kendi rızalarıyla saygı duruşuna geçmezdi! 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yön tuşlarını kullanarak sayfalar arası geçiş yapabilirsiniz!

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...