Milletçe okumadığımız, okumayı sevmediğimiz
hatta okumayı aklımızın ucundan bile geçirmediğimiz acı bir gerçek. Fakat daha
acı olansa okuyanların okumayanlardan daha beter cahil olması... Ee... Ne
demişler? "Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür."
Bu
arada bu güzel sözün kime ait olduğunu merak ettim. Hemen Google'a yazdım.
Sonuçta bilmemek değil, Google'da araştırmamak ayıp. ;) Neyse... Bu güzel söz,
Sakallı Celal olarak bilinen Celal Yalınız diye bilge bir zata aitmiş. Yanlışım
varsa, günahım Google'ın boynuna. ;)
Konuya
dönelim... Okumak deyince hemen aklınıza böyle disiplinli bir şekilde okumak
falan gelmesin... Ne bileyim herkesin fikir kitapları falan okumasına falan
gerek yok... Her evde ayda bir tanecik ortaokul düzeyinde hikaye kitabı okunsa,
ana fikri falan konuşulsa ben razıyım. O bile bize "level" atlatır...
;)
Söylediğim
seviyede kitapları okumadan çok mühim noktalara gelen insanlar var...
Siyasetçiler, yöneticiler, akademisyenler, din adamları, öğretmenler... Bu
okumuş cahilleri azıcık sıkıştırdığınızda ya da coşturduğunuzda bir gün sonra
"Efendim falanca programda maksadımı aşan şeyler söyledim... Falan
filan..." diye özür dilemek zorunda kalırlar. İşte bu tarz cümleleri
kurmak zorunda kalan son arkadaş PROFESÖR DOKTOR, evet yanlış okumadınız
PROFESÖR DOKTOR Mustafa Aşkar! ;)
Böyle
haberlerden haberdar olmayanlara gıcık olurum. ;) Ama ben gene de bilmeyenler
için Mustafa Aşkar'ın özür dilemesine neden olan olaydan bahsedeyim...
Okurlarım yorulmasın! ;) Efendim bu beyefendi TRT'de evet TRT'de katıldığı bir
iftar programında namazla ilgili konuşurken "...Alnı secdeye gelen
bir varlık var mı insanın dışında? Secde eden tek varlık insan. O zaman ben düz
söyleyeyim. Ayette de bunu söylüyor, ağır gelmesin. Yani, namazı hayvanlar
kılmaz, namaz kılmayan da hayvandır..." dedi. Ama çok şey
yapmayın! Hangi hayvana benzettiği net değil. Belki de "aslan" demek
istedi! Bilemezsiniz... ;)
Şaka
bir yana... Özür dilediği için bir ton alttan almakta fayda var. Ancak cümlenin
gelişine bakarsanız, aşama aşama lafın nereye gideceğinin belli olduğunu
görürsünüz... Yani beyefendi özür dilese de bu fikre yılların birikimiyle
ulaştığı hatta hala öyle düşündüğü aşikar!
Kendisini
tanımıyorum. Ama onun gibi nice hocanın hoşgörü dini İslam'ın kitabı olan
Kuran'ı okuyup İslam ile alakasız sonuçlara vardığını çok iyi biliyoruz.
Buradaki sorun yukarıda bahsettiğim o basit hikaye kitaplarını okuyarak
giderilebilir oysa. Alanında uzman olsa bile iki sayfalık metni okuyup
anlayamayan insan her kim olursa olsun milleti yönetirken de aciz kalır, ilimle
uğraşırken de aciz kalır, Kuran'ı yorumlarken de aciz kalır, öğrenci
yetiştirirken de aciz kalır...
Eğer
ki beyefendi bu devirde azıcık alanı dışında da okusaydı yüzyıllar önce
Mevlana'nın yaptığı çıkarımları yapabilir, ince görebilirdi... Bakın ne diyor
Mevlana?
"Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi,
İster puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...
Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz,
Şu tertemiz tarlaya sevgiden başka bir tohum
ekmeyiz biz...
Beri gel, beri! Daha da beri! Niceye şu yol
vuruculuk ?
Mademki sen bensin, ben de senim, niceye şu
senlik benlik...
Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir."
Yazı
bittikten sonra Mevlana'ya ait yukarıdaki satırları bir daha okudum da...
Mustafa Aşkar Mevlana'nın bu sözlerini duysa Mevlana'ya kim bilir neler der? ;)
Son
olarak iki hususa değinmek istiyorum... Birincisi Papaza kızıp oruç bozanlarla
ilgili... ;) Mustafa Aşkar gibi talihsiz çıkarımlar yapanlar var diye İslam'a
karşı olunamaz, genellemeler yapılamaz. Mustafa Aşkar gibiler çok azdır. Fakat
aynı dine mensup nice hoşgörülü alimler var. Yüzyıllar öncesinden seslenen
Mevlana, hoşgörü dilini kullanan alimlerden sadece biri! Ama yok derdiniz üzüm
yemek değil de bağcıyı ıslata ıslata dövmekse, malzeme bulmakta zorlanmazsınız
maalesef! ;)
Değinmek
istediğim ikinci hususa gelince... Bazıları hocaya hak veriyor. Onlara
kızamıyorum. Sonuçta hoca böyle yaparsa cemaatin ne yapacağı kestirilemez. ;) Ama
hocaya hak verenler Batılı bilim adamlarının, aydınlarının cümlelerini
kullanıyorlar... Vay efendim falanca "İnsan, konuşan hayvandır!"
demiş... Yok efendim filanca da "İnsan, hayvan oğlu hayvandır!"
demiş de... "Onlar böyle derken iyi oluyor da bizim hocalarımız deyince
niye sorun oluyor?" demeye getiriyorlar... Oysa bu dünyanın en yaygın ama
en başarısız savunmasıdır... ;)
Bu
arkadaşlar elmalarla armutları karıştırıyor... Nitekim insanı hayvana benzeten
bilim adamları kendi adına konuşurken İslâm alimleri, İslâm adına konuşuyor. Böyle yüce bir dinin
tebliği kahve ağzıyla hele hele hakaretle yapılamaz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder