27 Temmuz 2013 Cumartesi

Hepimiz Hamileyiz (!)

Hepimiz hamileyiz (!)

Fikri, fikirle yenmekten aciz insanlar bizde çoktur. Bundan ötürü kolaylıkla şiddete baş vururuz. Fikir üretmeyen insanların, nice aydınımıza yapageldiği gibi, Hrand DİNK'i öldürmesini hepiniz hatırlarsınız. Eğer hatırlarsanız deve kuşu gibi kafamızı kuma gömdüğümüzü de gayet iyi hatırlayacaksınız! İşte biz, ilk o zaman düşünmeyi bir kenara bırakıp kalıp sloganlara sığınmıştık ve "Hepimiz Ermeni" olmuştuk!
Daha sonra cânım ülkemde bir sürü şey oldu... Ve biz de bukalemun misali bir sürü şey olduk. Bu gün yine düşünmüyoruz, okumuyoruz, araştırmıyoruz, ü-ret-mi-yo-ruz! Sadece çılgınlar gibi "beğen"ip, ölümüne "paylaş"ıyoruz! Sonuç olarak yine hepimiz bir şeyler olmak durumundayız. Ve son durumuz şu: "Hepimiz Hamileyiz" Bir baba adayı olarak itirazım yok, eyvallah! Ama duyan da bizi amma duyarlı bir millet sanacak, ona yanıyorum! :)
Gelelim mevzuya... Tasavvuf düşünürü Ömer Tuğrul İNANÇER, TRT'de katıldığı programdahamileler için ilginç şeyler söyledi. Ne mi dedi? Hamilelik izninin "annenin dinlenmesi için verildiğini" belirtti. Kim yalan diyebilir? "Bir hanımın anneliği hazinesidir" dedi. Var mı itirazı olan? "Bunlar muhterem şeylerdir" dedi. Aksini iddia eden beri gelsin! Başka?
Başkası şu ki hamilelerin ulu orta gezmelerini yadırgadığı aşikâr olan hoca bu durumu estetik bulmadığını, bunun ayıp hatta terbiyesizlik olduğunu ifade etti. Eskilerden dem vurdu... Hakikaten eskiler bilirler... Bırakın hamile kadının dolaşmasını, babanın büyüklerin yanında çocuğunu sevmesi bile abesmiş bir zamanlar! Bir zamanlar diyorum ama toplumda azımsanmayacak büyüklükte bir kesim hâlâ böyle düşünüyor. Fakat beis yok, demokratik bir ülkedeyiz!
Ancak okumuş yazmışlarımızın konuşmadan evvel her zaman iki kere düşünmesi gerekiyor. Söz gelimi estetik dediğimiz şey kişiye göre değişir. Buradan yürürsek bir şeyler mutlaka birimizin estetik zevkine ters düşeceği için hafazanallah yaşayamayız. Herkesin estetik zevkini dikkate almaktansa balinalar gibi toplu intihar evladır! Bir de araba muhabbeti var ki arabam olmadığı için bana çok koydu! :) Sanırsınız hepimizin kapısında son model arabalar var da biz hamile eşlerimizi âlem görsün diye metrolara, dolmuşlara bindiriyoruz! Ama hoca hiç merak etmesin, biz de akşamları çıkıyoruz. Çünkü gündüz çok sıcak be! :)
Bir diğer husussa, memleketteki her tartışmada da olduğu gibi, tepkiler... Hamile eşine zerre değer vermediği hâlde Hoca'ya kin güdenleri bir kenara bırakıyorum... Bunun yerine kurum bazında yapılan tepkilere değinmek istiyorum... Mesela Diyanet demiş ki "Kadın hastaneye gidecek, alış veriş yapacak...." Bak şimdi! Aksini kim iddia etti ki! Sanki adamcağız "Hastaneye falan da gerek yok aslında, hep naz ediyor bu kadınlar!" demiş...
Yine bir üniversitenin kadın hastalıkları bölümünden bir uzman açıklama yapmış. Bu arada bu konunun gerçek muhataplarının kesinlikle uzmanlar olduğunu düşünüyorum. Zaten onlar da açıklamalarında "ehil olmayan kişiler" vurgusu yapmış, haklı olarak! Ve "hamile kadının sokağa çıkmamasının, hareket etmemesinin anne ve bebek sağlığı için çok sakıncalı olduğunu" belirtmişler. Konuya vakıf biri olarak sürekli evde oturan kadının sıkılması sonucu baba için de sakıncalı durumlar oluştuğunu söyleyebilirim! :)
Elbette konunun uzmanı ve belki de tek konuşması gerekeler  doktorlar olduğu için katılmak durumundayız. Doktorumuz "AVM'ye gidin!" desin, gideriz. Fakat... Sokağa çıkmak, hareket etmek güzel de... Hani kalabalık ortamlar çok da sağlıklı değildi? Her fırsatta "uzmanlar" bunu haykırmıyor mu? Sizi bilmem ama ben "bağcıyı dövmek gibi bir niyet" sezdim! Sonuçta "Bu neperhiz, bu ne lahana turşusu?" durumu var ortada! :)
Bir de yaptığı eleştirilerden Hoca'nın sözlerini hiç dinelemediği, hiç okumadığı belli olanlar var ki... Yahu ayıptır! Madem kulağınıza gelenler sizi rahatsız etti, madem fırsatı kullanmak istiyorsunuz... Bari "google"a iki satır yazaydınız. Destekli atardınız en azından! :)
Bence devletin kanalında üstüne çok da vazife olmayan konularda "son derece şahsi" açıklamalar yapan Hoca, bu açıklamalarıyla bu ülkeyi hiç tanımadığını ispatlamış... Biz bıyığı, türbanı siyasi simge olarak gören bir milletiz. Böyle bir milletin bu tarz açıklamalardan "yaşam tarzı" tartışması çıkarabileceğini öngörmesi gerekirdi. Gayet ciddiyim! :) İlginç bir şeyden bahsedeyim size... Eğer hoca "talihsiz" olarak tarif edilebilecek bu açıklamaları yapmamış olsaydı muhtemelen biz, yine aynı programa katılan Mustafa CECELİ'nin duasına binaen bir yaşam "tarzı tartışması" içinde olacaktık! Yalan mı? :) N'apalım, seviyoruz tartışmayı!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yön tuşlarını kullanarak sayfalar arası geçiş yapabilirsiniz!

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...