
Aslında başka yazı yazacaktım. Amma serde memurluk olduğundan ve de toplu sözleşme sürecine girildiğinden bilgisayar başına otorup da başka konular için tuşlara bastığımda "klavye yazmadı". :) Ondan bu yazıyı yazıyorum. Yoksa zam da falan gözüm yok! :)
Bilindiği üzere referandumda kabul edilen yasalardan biri de toplu sözleşme yasasıydı. O zamanlar toplu sözleşme deyince her memurun aklına çift haneli zam oranları geliyordu. :) Fakat cânım ülkemde teori ile uygulama hiçbir zmaan tutmadığından asla çift haneli bir zam alınamadı, alınamıyor ve maalesef alınamayacak!
Memur zammı hak ediyor mu? Memurlara saçma gelen ve görüşmeler başladığında gündemdeki yerini muhakkak alan bu soru, memurlukla uzaktan yakından alakası ol(a)mayanlar için kamuoyunca tartışılması elzem bir sorudur. Cevap olması açısından, bir memur olarak, benden önce nicelerinin yapageldiği gibi bir hesap yapmak istiyorum! Tabii siz bilmezsiniz ama biz memurlar ay sonunu getirmek için egzersiz olsun diye sürekli hesap yaparız! :)
Hesabı en düşük memur maaşına göre yapacağım ama en düşük memur maaşı konusunda bir "kesin bilgi" vermem icap ediyor! Kamuyouna en düşük memur maaşı diye yutturulan maaşlar evli, eşi çalışmayan ve de iki çocuklu memurun maaşıdır. Söz gelimi altı yıllık devlet memuruyum ama benim zamlı temmuz maaşım 1880'i gö-re-me-di! Bu aldatmaca gerçekten çok kırıcı! Önce para sonra hizmet için çalışan kâr amaçlı kuruluşların ürün ambalajlarında "4.99 TL" (aslında 5 TL) gibi yuvarlanmayan psikolojik etiket fiyatları makul karşılanabilir belki. Ama aslolanın millete hizmet olduğu devlette, böyle küçük oyunlar yüce Türkiye Cumhuriyeti'ne hiç yakışmıyor.
Gelelim hesaba... Tek maaşlı bir memur... Evi kira... Üç çocuk.. Bu arada üç çocuğu hatta dört çocuğu sonuna kadar destekliyorum da rızık konusunda bir sıkıntı oluyor... Çocukların okulu mokulu... Tabii bir de evde hasta anne-baba varsa... Haftada bir pazar... Şu anda maaş bitmiş durumda! Ama daha bayram alış verişi var. Hanıma yıllardır alınmayan bir sürü şey var... Dahası garibim memurun yıllardır yaptıramadığı bir dişi var ki... Bu ay değil bu sene hatta önümüzdeki on sene de yaptıramayacaktır!
Modern çağda modern insanların haftada en az bir kere gitmesi gereken tiyatro, sinema ve bilumum eğlenceleriyse hak getire! Hadi bunlardan geçtim memur haftada bir kitap dahi okuyamaz! Çünkü haftada bir kitap demek memurun üç günlük yevmiyesi demekle eşdeğerdir! Ancak memur kitap okumayı çok istiyorsa çalmak yani korsan almak zorunda! Araba veya ev almaksa bir yerden üç beş kuruş gelmediği ve de evin hanımı ölümüne tasarruflu olmadığı müddetçe ömrü billah imkânsız!
Halkımızın tabiriyle "çift maaşlı" biri olarak bunları söylüyorum. Durumum yukarıdaki gibi içler acısı değil, çok şükür! Önce Allah sonra devletimiz sayesinde! Ama her memur gibi biz de eksilerdeyiz... Çift haneli zamlar belki fazla ama adam gibi zamlar ve taban aylığa yansıyan ödemeler memurun hakkıdır! Memurların emekli olacağını unutarak seyyanen zamlara, günü birlik kazanımlara ikna olan zihniyet değişmelidir!
Sosyal haklar sadece kâğıt üstünde savunulmamalıdır... Memurun çalışmadığı düşüncesi sağlıklı değildir! Ancak sendikalar üye kaybı korkusunu bir kenara bırakıp çalışanın çalışmayandan ayırt edilebildiği gerçekten zaruri sistemler konusunda öneriler sunabilmelidir! Sendikalar o meşhur görüşme masalarına oturduklarında sadece kendi üyelerini değil, bütün memurları temsil ettiklerini unutmamalıdır!
Birçokları "Vekillere bilmem yüzde kaç zam yaptılar ama!" gibi laflar ederek zam talebinde bulunuyor! Vekillere verdiğimiz maaşlar, samimiyetle söylüyorum, az bile! Ancak pastanın paylaşımında sıkıntı var! Gelir pastası eşit paylaştırılmıyor! "Biri yer, biri bakar; kıyamet bundan kopar!" diye bir söz var! Yani memurun insanca hakları olması için, insanca maaş alabilmesi için ille kıyametin kopması mı gerekiyor!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder