
Milli Takım'ın Abdullah Avcı zamanındaki performansı futbolseverleri futboldan olmasa da milli takımdan soğutmuştu. Hatta televizyon izlerken Milli Takım'ın maçı denk gelse çarçabuk kanalı değiştirmeye başlamıştık... Artık bırakın finallere gidebilmeyi maç kazanmayı bile hayal edemez olmuştuk. Tam da bu sırada düğmeye basıldı ve her zamanki gibi giden yine "OUT", üçüncü kez göreve gelen Fatih Terim yine "İN"oldu.
Bir Fenerli olarak onunla hep gurur duydum... Acı ama gerçek! :) Agresifliğini eleştirsem de kararlılığına, yönetme kabiliyetine ve her şartta başarıya giden yolu bilmesine hayran olmamak mümkün değil! Ülkesine olan sevgisi ve gerektiğinde herkesten daha çok fedakâr olduğu da yine hepimizin malumu... Gerçekten Fatih Terim, Milli Takım için öne çıkan isimlere on kere tur bindire gelmiştir... Söz konusu Milli Takım olduğunda Galatasaraylılığına rağmen Türkiye'ye yaşattıkları sayesinde akla ilk gelen Fatih Terim olur. Dünyada bile... Ancak! Onun bir kez daha, hem de Galatasaray'ı çalıştırırken, Milli Takım'ın başına getirilmesi birçoklarını rahatsız ediyor. En azından beni! :)
Gerçekten TFF, Fatih Terim'in hem Galatasaray'ı hem de Milli Takımı' aynı anda yönetmesini kabul ederek dünyada bile örneğine çok rastlanmayan bir uygulamaya gitti. Normal bir ülkede normal karşılanabilir bir uygulamadır belki de... Ama bizim gibi futbolu şikeyle çalkalanan bir ülkede bu, yangına körükle gitmektir!
Aslında onlarca seçenek arasından her şeye rağmen en garanti olanı seçen TFF'yi eleştirmemek lazım... Ya da TFF'yi eleştirmeden önce başka kişi ve kuruluşları da eleştirmek lazım... Çünkü İnsan Kaynakları Yönetimi'nde eksikliği olan sadece TFF değil! Gerçekten ülkemizde hemen her kadroda ehil olmayan kişileri görebiliriz! Matematik mezunu bakkalllar, mühendis turizmciler, öğretmen kırtasiyeciler, siyasal mezunu öğretmenler... Hatta eğitimci olmayan Milli Eğitim Bakanları gördük biz... En azından Fatih Terim, işinin ehli! :)
Günü birlik başarılar için onlarca kıymetli hocayı denemeye bile layık görmemek... Sadece dört maç için kıymetli hocalarımızı küstürmek... Bence bu, İnsan Kaynakları Yönetimi'nde ne derece eksiğimiz olduğu hakkında bize fikir veriyor!
Ülkemizde öz geçmişleri Fatih Terim kadar kabarık olmasa da birbirinden değerli hocalar var. Bu değerli hocalardan kendilerine şans verilenler de var, az da olsa. Başarılı olana dahi sabır gösterilemeyen bir ülkede... Ve yine başarılı olana dahi sabır gösterilemeyen bir sektörde... Ve yine aynı anda iki takımı yönetecek "bir hoca"dan ziyade aynı anda tek bir takımı yönetecek "iki hoca"ya ihtiyaç duyulan bir pozisyonda... Bu değerli hocaların şansı çok yok aslında!
Bir başka olaysa şu: Madem Fatih Terim bu kadar başarılı, madem her sıkıştığımızda ondan medet umacağız... Madem onu gönderdiğimizde yerine gelen bile geçici bir süre geldiğinin bilincinde olacak ve "gözü kenarda genç bir futbolcu gibi" ürkek ürkek yönetecek takımı... O zaman ne gerek var ikide bir hoca değiştirmeye? İşi sağlam tutsak, göreve getirdiğimiz adamlarla kallavi sözleşmeler imzalasak... Göreve gelmeleri için gösterdiğimiz çabayı gitmemeleri için gösteremesek bile en azından görevi bırakmaları için çaba göstermesek... Sabretsek, edebilsek, kıymet bilsek... Belki o zaman İnsan Kaynakları Yönetimi ilkelerini alt üst etme pahasına Fatih Terim'i bilmem kaçıncı kez Milli Takım'ın başına geçmesi için ikna etmekle uğraşmayız... Aksi takdirde on sene sonra gazetelerimizde şöyle bir haber görebiliriz: "Real Madrid'in Hocası Fatih Terim, Real Madrid, Galatasaray ve Milli Takım'ı birlikte çalıştırmaya kabul etti!" :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder